ankara kent merkezinde bir mücadele alanı: saraçoğlu mahallesi

ankara kent merkezinde bir mücadele alanı:

Betonart - - Contents - Nuray Bayraktar

Nuray Bayraktar | Saraçoğlu Mahallesi, Cumhuriyet’in öncül konut politikaları içinde önemli yer tutan bir yerleşimdir. “Türk Evi” biçimlenmesinin örnekleri olan konut bloklarının yanısıra sosyal yapılar ve açık alanlarla birlikte bir “mahalle” fikriyle ele alınmış olan yerleşimin planlaması ve yapıların tasarımı Paul Bonatz’a aittir. Saraçoğlu Mahallesi’nin gerçekleştirildiği zaman aralığı İkinci Dünya Savaşı’nın etkilerinin en yoğun biçimde hissedildiği yıllardır. Savaşa katılmayan ancak savaş ekonomisi içine giren Türkiye’de askeri harcamalar artmış, fiyat artışları nedeniyle halk zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamaz olmuş, savaş ortamı milli duyguları ön plana çıkararak devletçiliğin önem kazanmasına ve memur ve askerlerin ayrıcalıklı oldukları bir yaklaşımın benimsenmesine yol açmıştır.

Ülkenin şiddetli depremlerle sarsıldığı, ekonomik darboğaz nedeniyle ekmeğin istihkakla verildiği yıllarda 15 milyon liraya mal olan Saraçoğlu Mahallesi, inşa edildiği günden başlayarak kaçınılmaz biçimde pek çok tartışmanın odağında olmuştur. Bu yazı1, mahallenin kent için anlamına, mimarlık ortamı açısından önemine, şehircilik uygulamalarında öncü rolüne ve özel olarak da yaşamsal zenginliğine odaklanmaktadır. Yazıda Saraçoğlu Mahallesi modern dönem yapıları, korunma(ma) sürecindeki öğretici rolünün yanısıra bir mücadele alanı olması yanıyla da ele alınmıştır.

saraçoğlu mahallesi Saraçoğlu Mahallesi, Ankara kent merkezinde Müdafaa Caddesi, Kumrular Sokak, Necatibey Caddesi ve Yahya Galip Caddesi ile çevrelenmiştir. Mahalle 1944 yılında inşa edilmeye başlanmış; inşaatların bir kısmı 1945 yılında, tümü ise 1946 yılında tamamlanmıştır. 75 adet bina ve 434 daireden oluşan yerleşimde binalar iki, üç ve dört katlıdır. Mahallede açık alanlar ile mahalle sakinlerinin bir araya gelmelerini öngören mekanlar yaratılmış; bu yaklaşım ilişkileri güçlendirerek ortak toplumsal hafızayı oluşturmuştur.2

Saraçoğlu Mahallesi bakanlıklar kompleksinin bir parçasıdır. Memurlar için gerçekleştirilmiş bir yerleşim olması, mahallenin resmi devlet otoritesinin sivil yüzü olarak nitelendirilmesine yol açmaktadır. Mahallenin sınırları yoktur, koruma duvarları ve güvenliği yoktur. Mahalle bu yanıyla kentliyle yüz yüze bir iletişim ortamı sunar, ancak kentli tarafından yeterince bilinmez.

Mahalle, açık alanları ile Anıtkabir’in Mebusevleri girişinden başlayarak Maltepe Parkı’na uzanan, Kumrular Sokak üzerinden Güvenpark’a ve Yüksel Caddesi üzerinden Bülbülderesi Caddesi’ne ve Kurtuluş Parkı’na kadar devam eden yeşil kuşağın önemli bir parçasıdır. Saraçoğlu Mahallesi güçlü metro bağlantıları ve otobüs hatları ile birlikte çevresindeki geniş

karayolu bağlantıları sayesinde oldukça erişilebilir bir konumdadır. Yerleşime Saraçoğlu Mahallesi adı 01.11.1944 tarihinde toplanan Ankara Belediye Meclisi tarafından Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na ithafen verilmiştir. Ancak yerleşim bugün tüm resmi kayıtlarda Namık Kemal Mahallesi olarak yer almaktadır. Mahalle 14.04.1979 tarihli Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu kararı ile 1. derece kentsel sit alanı olarak tescil edilmiştir. Kumrular Sokak’taki çınar ve kestane ağaçları ise aynı kurulun 08.06.1979 tarihli kararı ile tescil altına alınmıştır. Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 02.03.1993 tarihli kararı ile de mahalledeki tüm yapıların tescil kaydı yenilenmiştir.

saraçoğlu mahallesi’nin inşa süreci

Cengizkan’a göre3, Lörcher Planı ile başlayan “kamu kurumlarının kendi gereksindikleri konut ve lojmanlarını inşa etme” düzeni, Jansen Planı döneminde de sürmüştür. Devlet memurları için konut inşa düşüncesi daha 1925 yılında ortaya atılmış, ama Jansen tarafından “devlet mahallesi” olarak kavramlaştırılarak 1944 yılında Saraçoğlu Mahallesi ile somutlaştırılmıştır. Bilgin, yeni devletin önderliğinde yürütülen modernleşme programının konut yerleşmelerindeki karşılığının toplu konutlar olduğunu ifade etmektedir.4 Cumhuriyet’le birlikte konut ve yerleştirme programları kapsamındaki konut üretimi memurları da içine alacak boyutta genişletilmiş; 1944 yılında çıkarılan 4626 Sayılı Memur Konutları Kanunu ile Bayındırlık Bakanlığı gerekli görülen yerlerde memur konutları yaptırmak üzere girişimlerde bulunmaya yetkili kılınmıştır. Kanunda özel bir hüküm bulunduğundan ödeneğin büyük kısmı Ankara’da kullanılmış; Saraçoğlu Mahallesi’nin inşası da bu kanunun verdiği yetkiye dayanarak aynı yıl gerçekleştirilmiştir.

yabancı mimarlar sorunu ve paul bonatz

1940-1950 yılları arasında ülkede mimarların sayısı yaklaşık 500 civarında olup dönemdeki sınırlı yapı üretimi yabancı mimarlar tarafından üstlenilmiştir. Bu nedenle yabancı mimarlara tepki büyüktür; öte yandan, Sergi Evi’nin Opera’ya dönüşümünü projelendirmesi nedeniyle Bonatz’a karşı ayrıca bir tavır gelişmiştir. 1944 yılında Türkiye’ye yerleşmiş olan Bonatz’ın Almanya’da yerel geleneklerden esinlenen bir yaklaşım benimsemiş olması, Türkiye’de ulusal mimarlık tartışmalarının dışında kalmamasına yol açmıştır.5 Saraçoğlu Mahallesi’nin inşa edildiği dönemi İkinci Milli Mimarlık Dönemi olarak tanımlayan Alsaç, dönemin en büyük destekleyicisinin Bonatz olduğunu savunur. Güçlü kişiliği ile Bonatz’ın mimarlık ortamını etkilediğini belirterek, Bonatz’ın asıl sevgisinin Türk Evi’ne karşı olduğunu vurgular ve bu sevgiyi fonksiyonel olmaktan çok biçimsel şekilde Ankara’daki Saraçoğlu Mahallesi’nin çeşitli ev tiplerinde uygulamaya çalıştığı üzerinde durur.6

saraçoğlu mahallesi’nin şehircilik alanında yarattığı tartışmalar

Akcan, Almanya ve Türkiye arasında yaptığı bir karşılaştırmada, modern mahallelere ilişkin tek bir kavrayıştan söz etmenin mümkün olmadığını vurgular.7 Bu karşılaştırmada kullanılan “modern mahalle” kavramı, bir mahalle topluluğu yaratmayı amaçlayan, önceden planlanmış ve tasarlanmış bir yerleşim alanını tanımlar. Saraçoğlu Mahallesi’nin de bu kavrayışın bir sonucu olarak gerçekleştirildiğini söyleyen Akcan’a göre, mahallede içe dönük yaşamın bir göstergesi olan “avlu-ev” düzeni, “modern” mahalle kurgusuna kaynak olarak alınmıştır. Üstelik farklı tip konut uygulamaları ile olumlu bir çeşitlilik de yaratılmıştır. Saraçoğlu Mahallesi’ni önemli kılan şey, konutların 1951 yılında açılmış bir okul, 1948 yılında açılmış bir kütüphane, bir yönetim merkezi, çocuk bahçesi ve açık alanlar ile birlikte ele alınmış olmasıdır. Bu yapılar aynı zamanda mahalle ile kent arasında kamusal kullanımları ile bir sınır oluşturmaktadırlar.

saraçoğlu mahallesi’nin mimarlık ortamında yarattığı tartışmalar

Dönemin mimarlık ortamında tartışılan ulusalcı tavır özellikle siyasi irade tarafından da desteklenmektedir. “Mobilya’da Türk’e doğru”, “Teknik’te Türk’e doğru” görüşleriyle ifadesini bulan bu destek, 1942 yılında yayınlanan “Ev’de Türk’e Doğru” başlıklı makalesi ile İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu tarafından açıkça belirtilmiştir. Baltacıoğlu Türk Evi’nin güncel yaşama uydurulabileceğini savunarak, “Ey ev yapıcıları! Türk ailesi için Türk yuvaları örün!” diye seslenmektedir. Yine Baltacıoğlu’nun Türk’e Doğru adlı kitabında yer alan “Türk! Mimaride kendine dön! (…) Türk mimarı! Zamanının batı tekniğini al, fakat mimari vicdanını sakın alma! Dedelerin taşları Türkleştirdiler, sen de betonu Türkleştir…” çağrısı ise bu desteğin boyutunu göstermektedir.8 Türkiye’ye davet edilen veya iltica eden Avrupalı mimarlar; “modernleşme amacıyla geliştirilerek uygulanan, Batı’dan ithal edilmiş, çevrede herhangi bir cisim gibi duran binaların Türkiye’nin sosyal, doğal ve kültürel yapısıyla uyuşmayacağı” fikrinde Türk mimarlarla birleşirler.9 Bonatz ayrıca “… Ananeye karşı salim ve isabetli bir ihtimam ve itina göstermek esası, özü araştırmakla olur, yoksa süs gibi zevahiri değil. Bu arada form, inşa ve imal tekniğine dayanarak meydana getirilmelidir.” görüşünü savunur.10 Ancak Alsaç’a göre “eski Türk evlerinde yük taşımayan hiçbir ‘direk’ yokken konutlarda yük taşımayan ‘direkler’ kullanır.” Üstelik “bunların demir oluşları da manasızdır.” Saçtan yapılmış korkulukların olumsuzluğuna da dikkat çeken Alsaç, kafeslerin pencerelerde değil, balkonlarda kullanımını da eleştirerek Bonatz’ın da diğerleri gibi “sathi” kaldığını vurgular.11 Mahalle ile ilgili tüm eleştiriler tam da bu noktadadır. Farklı bir aile yapısına uygunluğu ile olumlanan ve tüm anlamını tek konut olmak üzerine kuran Türk Evi referansının, “modern” olduğu kabul edilen kullanıcılar için ve üstelik blok düzenindeki tasarıma uydurulmaya çalışılması birçok tartışmanın konusu olmuştur. Saraçoğlu Mahallesi ile ilgili yapılan kimi değerlendirmelerde ise mahallenin yerleşimi, binaların topoğrafya ile ilişkisi olumlu bulunmaktadır. Sayar’a göre, alanın alt kotlarına az katlı, üst kotlarına çok katlı yapıların yerleştirilmesiyle büyük bir perspektif zenginliği sağlanmıştır.12 Alsaç ise bu durumu eleştirerek, vaziyet planına göre binalar inşa edilirken ortaya çıkan istinat duvarlarının parasıyla önemli sayıda bina yaptırmanın mümkün olduğundan söz etmektedir.13 Saraçoğlu Mahallesi konutlarının plan şemaları incelendiğinde, yapılan eleştirilerin tümüne katılmamak mümkün değildir. Bonatz, Türk Evi kavramını salt biçime indirgerken ve öze dair bir yorum getirmezken, konut iç mekan düzenlerinde tanımlanmış odalar ile dönemin beklentilerine uygun modern bir kullanım önermiştir. Yerleşim ölçeğinde Türk şehrinin tek ev üzerinden gelişen sokak dokusunu, evlerin sokak

ile kurduğu ilişkiyi aktarmak yerine, avlu-ev fikri ile konut bloklarının ortak açık alanlarla ilişkilenmesini önemsemiş, açık alanlarla yeni bir yaşam örüntüsü yaratmak istemiştir.

kentsel mücadele alanı olarak saraçoğlu mahallesi

Türkiye 20. yüzyıl mimarlığının Ankara’da üretilmiş önemli örneklerinden olan Saraçoğlu Mahallesi, kentsel ve mimari özellikleriyle dönemin mimarlık tarihi çalışmalarında yer almış; çeşitli akademik çalışmalara konu olduğu gibi, 2002 yılından itibaren Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından yürütülen Bina Kimlikleri çalışması kapsamında da incelenmiş ve hazırlanan sergide ve sergi kataloğunda sunulmuştur. Mahallenin kent gündemine girişi ise, 2009 yılındaki yerel seçimler öncesinde sivil girişim olarak yürütülen Saltanata Son Kampanyası’nda, “Kızılay kültür ve sanat merkezi haline gelir, Saraçoğlu Mahallesi’ndeki konutlar, öğrencilere, sanatçılara yurt olarak verilir. Kızılay gündüz, gece yaşayan bir yer olur ve canlanır” biçiminde bir öneriye konu olmasıyla başlar.14 2010 yılında Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından “Bina Kimlikleri Söyleşileri” kapsamında mahalle detaylı olarak ele alınmıştır. Söyleşiye katılan Emre Madran ve Faruk Bildirici yaptıkları tüm değerlendirmelerde mahallenin gerek yaşayanlar açısından, gerekse kent açısından önemini ortaya koymuşlardır. Emre Madran, “Bu yapılar programın sadece bir konut dokusuna ait olmadığının ifadesi. Düşünülmüş, tasarlanmış ve hatta kendi içerisinde yaşayabilecek bir kartiye oluşmuş” sözleriyle mahalle ortamına dikkat çekerken Faruk Bildirici, “Saraçoğlu Mahallesi belki o bölgeyi koruyan bir güç haline geldi. Fark edilmemesi bir yandan iyi, bir yandan kötü. Mesaiye koşan kalabalıklar beton yığınları arasına gizlenmiş o kırmızı badanalı evlerden oluşan mahalleyi görmeden geçiyorlar” sözleriyle mahallenin kentli ile kurduğu sınırlı ilişkiye vurgu yapmıştır.15 Saraçoğlu Mahallesi’nin kaybedilme riski olan bir alan olarak gündeme yerleşmesi süreci, dönemin kentsel dönüşüm tartışmaları çerçevesinde gelişir. Batuman’a göre,16 mahallenin yer aldığı Kızılay kent merkezinin özellikle motorlu taşıt öncelikli trafik uygulamaları ile giderek artan biçimde çöküntü alanı haline gelmesi, mahalle için kentsel dönüşüme konu olma riskini artırmıştır.17 Şöyle ki:

• 08.02. 2013 tarih ve 28553 sayılı Resmi Gazete’de

yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile “Ankara İli, Çankaya İlçesi, Namık Kemal Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan riskli alan” ilan edilmiştir. Bunun üzerine 2013/4232 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali hakkında Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından dava açılmıştır. • Açılan dava üzerine Danıştay tarafından, mevcut raporların bölgenin riskli alan olduğunu göstermediği ve kentsel sit alanı olan mahalle için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan görüş alınması gerektiği gerekçesiyle alınan karar iptal edilmiştir. • 19.08.2013 tarihinde Konur Sokak’ta halka açık olarak gerçekleştirilen Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu toplantısında Cumhurbaşkanlığı makamından randevu talep edilmesi kararlaştırılmıştır. • Bu doğrultuda yapılan girişim sonuç vermiş, Cumhurbaşkanı’nın bir araya getirdiği Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ankara Ticaret Odası ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mahallenin akıbeti konusunda ortak çalışma yapmayı kararlaştırmış ve bu doğrultuda bir dizi toplantı gerçekleştirilmiştir. • 2013 yılında Bakanlar Kurulu mahalleyi Afet Yasası kapsamında bir kez daha “riskli alan” ilan etmiştir. • Bakanlar Kurulu’nun bu ikinci kararı da dava konusu edilmiş, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesiyle mahallenin riskli alan olmadığı anlaşılmış ve Danıştay tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. • 12.09.2013 tarihli Koruma Kurulu kararıyla mahalle

2. derece sit alanı olmuştur.

• 14.11.2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanı ile yapılan görüşmede herhangi bir yıkımın yapılmayacağına dair teminat Bakan tarafından da yinelenmiş ve Bakanlık bürokratları protokol imzalanması konusunda yetkilendirilmiştir. • 2014 yılında, Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin yürüttüğü görüşmeler sonucunda, Saraçoğlu Mahallesi ve çevresinin geleceğinin tek bir bina yıkılmadan, tek bir ağaç kesilmeden, katılımcı bir yöntemle belirlenmesi için “Saraçoğlu Mahallesi ve Çevresi Geleceğini Arıyor” başlıklı bir ulusal fikir projesi yarışması açılmasına dair, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Ankara Ticaret Odası’yla mutabakat sağlanmış ve bu anlaşma Saraçoğlu Mahallesi’ndeki Adnan Ötüken Kütüphanesi’nde 17.10.2014 tarihinde basın ve medya kuruluşları önünde ilan edilmiştir. Ancak Bakanlık açılması planlanan bu yarışmadan sonradan vazgeçmiştir. Bu süreçte Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve ilgili meslek örgütleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından mahallenin korunması hedefiyle çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Saraçoğlu Mahallesi Mimarlar Odası tarafından DOCOMOMO_Türkiye dahil çeşitli kurum ve kuruluşların desteğiyle 01.03.2013 tarihinde açılan Kent Düşleri Proje Fikir Yarışmaları’nın sekizincisine konu edilmiştir. Yarışma mahallenin korunması ve korunarak yaşatılması için yeni öneriler geliştirilmesi amacıyla açılmıştır. Yarışmada birinci olan Ozan Gürsoy

ve Umut Baykan’a göre, mahallenin çok farklı bağlamlar içeren önemli değerleri vardır. Cumhuriyet döneminin modernleşme örneklerinden biri olması, bir sosyal proje olarak ele alınması, sahip olduğu anlamsal değerlerin yanısıra çınar ve kestane ağaçlarının gölgesinde soluklanılabilen bir alan olması mahalleyi “özel” ve “özgün” kılmaktadır.18 Yerleşim 11-13.12.2014 tarihleri arasında bu kez Türk Serbest Mimarlar Derneği tarafından uluslararası bir çalıştaya konu edilerek Saraçoğlu Mahallesi’ne yönelik stratejiler geliştirilmiştir. Enis Öncüoğlu, “Bu tip yenileme projelerinden bir değer nasıl oluşturulabilir?” sorusu ile süreçte halkın katılımının ve duyarlılığının önemini vurgulamıştır. Herman Kok, “Uzun vadeli hedefler ve vizyonlar üzerinde düşünmeliyiz. Konuya yukarıdan bakarak, daha üst ölçekten kararlar alınması gerekir” demiştir. Hugo Priemus, fırsat maliyetleri, sistem engelleri ve hedef gruplarından bahsederek, “Kentin kalbine bir tohum ekmek, uzun vadede pişman olunmayacak bir karar olur” biçiminde bir değerlendirmede bulunmuştur. Harm Wassink mahallede sosyal sürdürülebilirliğin sağlanabilmesinin önemini vurgulayarak, önerisini “Saraçoğlu’nu kendi haline bırakarak, nasıl geliştiğini görmek gerekir” biçiminde özetlemiştir.19 Yine 31.10-2.11.2014 tarihleri arasında DOCOMOMO_ Türkiye’nin Erzurum’da gerçekleştirdiği X. Poster Sunuşları kapsamında düzenlenen “Kentsel Dönüşüm ve Modern Mimarlık Mirasının Korunması” panelinde de T. Elvan Altan tarafından Saraçoğlu Mahallesi örneği sunulmuş ve yerleşim Türkiye’de süren güncel kentsel dönüşüm tartışmalarının gündemine taşınmıştır. Bundan sonraki süreçte yerleşimle ilgili yaşanan gelişmeler bu tartışmalar çerçevesinde mimarlık mirasının korunması adına yürütülen mücadeleyi yansıtmaktadır: • 2014 yılında 05.08.2014 tarihli ve 29079 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla mahalledeki yapılarla ilgili tüm kamu tahsisleri kaldırılmış ve konu ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Toplu Konut İdaresi yetkili kılınmıştır. Bu kararın ardından Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından 2014/6645 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali hakkında dava açılmıştır.

• Bakanlar Kurulu kararını tamamlayan diğer işlem Kamu Konutları Yönetmeliği’nin değiştirilmesi ve mahalledeki konutların yönetim yetkisinin Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nden alınması olmuştur.

• 2015 yılında Saraçoğlu Mahallesi’nde yaşayanlara Çankaya Kaymakamlığı’nca lojmanları boşaltmaları için tebligat gönderilmeye başlanmıştır.

• Bunun üzerine Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından Bakanlar Kurulu kararlarının iptali ve tahsislerin kaldırılmasına ilişkin davalar hala daha devam ettiğinden ve dava sonuçlanmadan lojmanların boşaltılmasını gerektiren bir işlem bulunmamasına rağmen zorla tahliye uygulayarak konut dokunulmazlığını ihlal, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçu işleyen şüpheliler hakkında kamu davası açılmıştır.

• 2015 yılında 2. dereceye düşürülmüş olan sit kararı Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından açılan dava sonucunda iptal edilmiş, mahalle yeniden 1. derece sit alanı olmuştur.

• 30.05.2016 tarihinde mahalledeki okulun boşaltılacağı iddiaları mahalle sakinlerini ve velileri ayaklandırmıştır.

• 01.06.2016 tarihinde Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve sivil toplum girişimi Başkent Dayanışması tarafından düzenlenen basın toplantısında mahallenin Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne devredildiği açıklanmıştır.

• 17.08.2017 tarihinde kütüphane ve Çankaya Kaymakamlığı’nın olduğu bina hariç olmak üzere

mahallenin tamamı Resmi Gazete’de yayınlanan kararla Emlak Konut GYO’ya devredilmiştir. • 21.03.2018’de Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından Saraçoğlu Mahallesi’nin askıdaki Koruma Amaçlı İmar Planı ile ilgili olarak bir basın toplantısı düzenlenmiş, toplantıda plandan mahallenin tüm ada parsellerinin altının yeraltı otoparkı olacağının anlaşıldığı vurgulanmış ve mahallenin yapı bütünlüğü ile birlikte, doğasıyla, anılarıyla, toprağıyla, altıyla ve üstüyle bir bütün olduğu ifade edilmiştir. Toplumsal muhalefete çağrı yapılan toplantıda olması gereken “Saraçoğlu Mahallesinin her bir metrekaresinin ve her bir değerinin, ağacının, bahçesinin, duvarının, yerin altındaki toprak varlığının korunarak, binaların restore edilerek kamusal kullanımla halkla buluşmasıdır” denilmiştir. Batuman tarafından ifade edildiği üzere, yaşanan bu süreçte Saraçoğlu Mahallesi’nin korunması teknik bir konu olmaktan çıkarak kentsel politik mücadelelerin seyrinden belirgin biçimde etkilenen bir hale gelmiş; yani mahalle özelinde “koruma”, bir mücadele biçimi olarak “savunma” niteliğini almıştır.20

sonsöz

Gerçekleştirildiği yıllardan başlayarak gerek maliyeti, gerek mimari özellikleri ve son dönemde hakkında alınan kararlar ile çeşitli tartışmalara konu olan Saraçoğlu Mahallesi kent açısından büyük bir öneme sahiptir. Mahalle; biçimsel konut yaklaşımları açısından gündem oluştururken, açık alanlar ile elde edilen dokusu sayesinde yeni bir şehircilik anlayışını ortaya koymuştur. Öte yandan mahalle kentsel bellekte yarattığı iz ve dönemsel tanıklıkları nedeniyle özeldir, özgündür ve vazgeçilmezdir. Tüm bunlara karşın ya da tüm bunlar nedeniyle Saraçoğlu Mahallesi bugün bir mücadele alanı olarak yeni bir kimlik kazanmış; DOCOMOMO_ Türkiye’nin de dahil olduğu kent ve mimarlık alanında etkin olan bir çok kurum ve örgütün birlikte hareket ederek savunmaya çalıştıkları bir alana dönüşmüş; bu yanıyla modern dönem mimarlık mirası koruma tartışmalarında öğretici bir rol üstlenmiştir. Saraçoğlu Mahallesi’nin tüm bu özellikleri ile değerlendirilerek aklıselim kullanımlarla yeniden kente kazandırılması içten bir dilektir. Ancak, daha da önemlisi, bu dilek geniş bir kentli grup açısından aynı zamanda bir talep olarak halen önemini korumaktadır. 01 Bu yazıda yazarın aynı konuda yayınladığı makalesi esas alınmış ve yazarın kişisel arşivinden yararlanılmıştır. Bkz. Nuray Bayraktar, “Bonatz’ın Türk Evi Sevgisinin Biçimsel Aktarımı”, Arredamento Mimarlık, S. 06, s. 66-74, 2011. 02 Saraçoğlu Mahallesi ile ilgili olarak “Saraçoğlu’nun Arkadaşlığını Tatmış Mutlu İnsanlar” başlığı altında bir web sitesi vardır. 03 Ali Cengizkan, “Türkiye için Modern ve Planlı Başkenti Kurmak: Ankara 1920-1950, Bir Başkentin Oluşumu: Avusturyalı, Alman ve İsviçreli Mimarların İzleri”, www.goethe.de (Son Erişim: 15.03.2018) 04 İhsan Bilgin, “Anadolu’da Modernleşme Sürecinde Konut ve Yerleşme”, Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme, Tarih Vakfı Yayınları, s. 472-490, 1996. 05 Demet Erkan, “Kentsel Değişim Sürecinde Saraçoğlu Mahallesi”, Ankara Sempozyumu, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yayını, s. 191-208, 1997. 06 Üstün Alsaç, “Türk Mimarlık Düşüncesinin Cumhuriyet Devrindeki Evrimi”, Mimarlık, S. 11-12, s. 12-25, 1973. 07 Esra Akcan, “Modern Komşuluğun İç İçe Geçmiş Tarihleri”, www.eurozine.com (Son Erişim: 03.05.2011). 08 Arif Şentek, 1940-1950 Yılları Arasında Türkiye’de Kentleşme, Konut ve Yapı Üretimine İlişkin Görüşler, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, ODTÜ Mimarlık Fakültesi, 1979. 09 İnci Aslanoğlu, “Ankara’da Yirmi Yılın Mimarlık Değerlendirmesi”, Ankara Ankara, Yapı Kredi Yayınları, s. 227-242, 1994. 10 Paul Bonatz, “Yeni Alman Mimarisi”, çev. A.H. Holtay, Arkitekt, S. 05-06, s. 119-120, 1943. 11 Orhan Alsaç, “Saraçoğlu Mahallesi”, Mimarlık, S. 6, s. 16-21, 30, 1945. 12 Zeki Sayar, “Saraçoğlu Mahallesi”, Arkitekt, S. 3-4, s. 56-59, 86, 1946. 13 Orhan Alsaç, “Saraçoğlu Mahallesi”, Mimarlık, S. 6, s. 16-21, 30, 1945. 14 http://www.saltanatason.org (Son Erişim: 20.02.2018). 15 http://www.mimarlarodasiankara.org (Son Erişim: 18.02.2018). 16 Bülent Batuman, “Saraçoğlu 2013: Kentsel Bellekte ve Kent Mücadelesinde Bir Mevzi”, Mimarlık, S. 375, s. 22-23, 2014. 17 1994 yılında da kamu lojmanlarının satışı gündeme geldiğinde mahallenin sit alanı olmaktan çıkarılıp konutların satılması istenmiş; gerçekleştirilen etkin muhalefet sonucu mahalle karar kapsamı dışında bırakılmıştır. 18 http://www.mimarlarodasiankara.org (Son Erişim: 18.02.2018) 19 http://www.tsmd.org.tr (Son Erişim: 20.02.2018) 20 Bülent Batuman, “Saraçoğlu 2013: Kentsel Bellekte ve Kent Mücadelesinde Bir Mevzi”, Mimarlık, S. 375, s. 2-23, 2014.

2

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.