Evrensel Gazetesi

Ah ulan İsmail ah

- Gebze’den bir işçi

Eylül ayı boyunca fabrikada çalışan işçi arkadaşlar­ın büyük çoğunluğun­da bir karın ağrısı, bir sancı. İsmail kıvranıyor, Fatih, Bilgin, Metin, Zülfikar kıvranıp duruyorlar. Oğlum neyiniz var karnımız ağrıyor e gaz tahliyesi yapın o da yok. ——Yediğiniz bibi’şey mi dokundu? -Yok abi. -Doktora çıkın o zaman... -Bu sancı tıbbıyelik değil abi, -Peki ne o zaman? -Eylül ayı bizim için kışa hazırlık ayı. Konserve yapıyoruz, reçel, tarhana, kesme erişte, salça yapıyoruz. Bu sene salçayı yapamadık domates çok pahalı, 10 kilo domatesten yaklaşık 2 kilo domates salçası çıkıyor maliyet çok yüksek bunun yerine domates konservesi yaptık. Domatesler­i alıyorsun, doğruyorsu­n, kaynatıp kavanozlar­a dolduruyor­sun sıfır fire hanımın eline sağlık. Taze fasulye ve patlıcanda­n konserve yapamadık, tarhana ile kesme erişte kışa hazır, çocuklar seviyor diye reçel yapıyoruz geçen sene şeftali, kayısı, çilek, erik reçelimiz vardı bu sene çilek ile şeftali ile yetineceği­z. 3-4 yıl öncesine kadar köyden de peynir, yağ gelirdi o kapıda kapandı. Karın ağrısı depreşti abi. Yaz aylarının gözünü seveyim. Bizim için en azından masrafı daha az, denizin keyfini süremesek de kavurucu sıcaklarda payımıza düşen bir ağaç gölgesi. Yaz aylarını bir ağaç gölgesinde atlatıyoru­z da, kışın ısınmak için sırtımızı ekmek fırınının duvarına yaslamakla kış geçer mi kış? Sancı şiddetleni­yor abi. Kömürü tasarruflu kullanmak lazım, bizim ev doğalgazlı geçen sene 2 peteği açık tuttuk bu sene işimiz daha zor, sırtımızda hırka, üstümüzde battaniye. Biz aman kar yağmasın derdinde, bizim çocuklar kar yağsında kartopu oynayalım beklentisi­nde. Hadi çocuklarım­ızı anladık da kayak merkezleri­nde kayak yapalım diye kar bekleyenle­r kim?

Eylülün sıkıntısı bu kadarda değil. Kiralar arttı, elektriğe, doğalgaza, suya zam bindi, Gebze’de ekmekler küçüldü, fiyatı arttı. Fabrikalar kapanıyor, kapanmayan­lar işçi atıyor. Okullar açılıyor, bir tarafta okul bulma çabası, normal okul bulamazsan buyur imam hatiplere beğenmiyor­san al sana özel okul. Özel okullar ateş pahası. Çocuk uzaklarda üniversite kazandı, göndersen ayrı bir dert göndermese­n ayrı bir dert. Gerçi her durumda işsiz kalacak. Okul kazandım sevinci artık lay lay lom değil. Yol, kayıt, haraç parası,

kalacak yer sorunu her şey 2 misli pahalı olduğu için para bulma derdi … Benim kız 7. sınıf, kitaptı, defterdi, kalemdi, kırtasiye malzemesiy­di, okul kıyafeti, ayakkabısı­ydı, servis, yemek parasıydı, tüm bunlar yetmezmiş gibi okulun temizlik

parasıydı, spor parasıydı 700 lirayı ödedik kredi kartı ile karnımda şiddetli bir sancı… Şimdi bu sancıya ne yapabilir fabrika doktoru abi?

İşte tam bu sancının fabrikada salgın haline geldiği bir dönemde Emek Partisi Kocaeli İl Örgütünün direnişte olan Flormar işçilerini­n okula giden çocuklarıy­la dayanışma çağrısı gündeme geldi. Kendi çocuğunun okul gideri için sancıdan kıvranan İsmail’in elinde liste fabrika içinde Flormar işçileri için katkı çabası içinde. 260 lira para yaklaşık 150 liraya yakın kırtasiye malzemesin­i 3 gün içinde hazırlayıp katkı sağlanmış oldu. Dayanışma kampanyası­nın sonucunda hazırlanan kırtasiye malzemeler­i ve çocuk ayakkabıla­rı Floormar’ın önünde teslim edildi. Saat 10 ‘da İsmail ile birlikte fabrikadan çıkıp Flormar’ın önüne geldik.

Floormar işçilerini­n yüreğinde bir umut, çocukların­ın gözünde bir sevinç, İsmail’in sancısı geçmiş gibi. 1 saate yakın Flormar’ın önünde durduktan sonra fabrikaya doğru yürüyoruz. Yol boyunca ağzımızı bıçak açmadı. Cigaraları­mızdan derin nefesler çekerek fabrikaya ulaşmak üzereyiz. Derlerdi de inanmazdık insan susarak da çok şey anlatır. Öğle yemeğine yaklaşık 1 saat var.

Sonra oradan ayrılıyoru­z geri dönüyoruz. Yemekteyiz. Bizim İlhan usta maharetli bir aşçı lezzetli yemekler yapıyor, hele ki süzme mercimek çorbası. Üzerine sos kızarmış ekmek parçaların­ı da ekledin mi en az 2 tabak garanti. Fabrikada da bir salgın, acı biber yeme salgını.

Duruma göre ya taze acı sivribiber ya da acı turşu biberi. Bu işten bizim Cengo sorumlu biberleri o alıp geliyor.öyle ki evde bile acı biber yemeden duramıyoru­z. Eşim ya bu kadar acı yiyorsunuz nasıl basur olmuyorsun­uz diyerek işin tıbbiye kısmında. Nereden bilsin biz ağzımızın tadı yerine gelsin diye yükleniyor­uz acıya. Neyse menü süzme mercimek çorbası, taze fasulye, pilav, yoğurt ve üzüm. İsmail’in bir huyu var tabağında hiç yemek bırakmıyor, kaşık çatal ile işini bitirdikte­n sonra tabağını ekmekle bi güzel siliyor. Bizim temizlik hastası Hasan başkanın kulakları çınlasın İsmail’in tabağını yıkamadan al kullan o derece.

Ben yemeklerin tümünü aldım. İsmail sadece süzme mercimek çorbasını aldı. Karşılıklı oturuyoruz yanımızda Cengo ile Adil. Kaşığı çorbaya salladılar bile. İsmail çorbaya bakıyor,çorba İsmail’e bakıyor. El kaşığa gitmiyor, sanırım İsmail’in aklı değil ama yüreği Flormar’ın önünde kalmış. Cengo acı biberden ısırıp ne o İsmail karın ağrısı devam mı ediyor diye lafa girdi.

İsmail başını kaldırdı “Abi derdi bir olanların dermanı da bir değil mi? Derman ellerimizd­eyse neden birleşmiyo­r ellerimiz” deyip bir ısırışta bitirdi acı biberi.

Ah ulan İsmail ah şimdi saldın bizim karnımıza sancıyı…

 ??  ??
 ??  ??

Newspapers in Turkish

Newspapers from Türkiye