Okyanus ötesi

Naviga - - Navİgasyon - YAZI VE FOTOĞRAFLAR: GÜLÇİN PEHLİVAN TEZDİKER

Küba'dan Guatemala'ya

Rüzgâr dalga dalga geldi, 55 knot’lara dayandı. Hedefimiz Guatemala’nın nehir içindeki sığınağı Burnt Key. Hani bazı yerler vardır ya fotoğraflarla bile güzelliği ispatlanamaz, işte öyle bir tekneci rotası bu nehir. Doğanın içerisinde yeşilin gözlerinizi boyadığı gizli bir cennet. Modern tarzı ilkel yaşamla o kadar güzel harmanlamışlar ki sonsuza kadar orda kalmak isteyebilirsiniz.

Florida’dan Venezuela’ya kadar uzanan Karayip Denizi’nde irili ufaklı yaklaşık yedi bin ada var ve bütün bu adaların en büyüğü işte tam karşımızda duruyor: Küba!

Marco Polo isimli Outremer 55 katamaranımızla Jamaika Montego Bay’den başlayan iki günlük seyrimizi hiç rüzgâr esmediği için motorla yapmak zorunda kaldık. Ortalama 7 knot yaptığımız seyirdeki bu sakin havanın, fırtına sonrası sessizlik olduğunu biliyorduk. Biz Küba’ya ulaşmadan birkaç gün öncesinde Alberto isimli tropik fırtına esip gürlemiş, evleri, yolları yıkmış, taşmış nehirler Küba’nın güzel sularını çamura bulamıştı. Hurricane yani büyük fırtınalar başlamadan gidelim görelim sonra da bir an önce Guatemala’ya kaçalım dediğimiz Küba’daki ilk rotamız, güneyindeki Marina Cienfuegos oldu.

Karayiplerde birçok ada ülkesine teknenizle rahatça giriş yapmak mümkünken gel gelelim Küba’da durum biraz farklı. Öncelikle Küba’ya mutlaka uluslararası marinalardan giriş yapmak zorundasınız. Bunlar doğuda Marina Santiago, güneyde Marina Cienfuegos ve Cayo Largo, kuzeyde Havana’ya yakın Marina Hemingway, Marina Dársena Varadero, Cayo Coco and Cayo Guillermo, batıda ise Marina Los Morros. Bütün bu marinalar devlete ait ve marinaların çevresi dışında demirde kalmanız da mümkün değil.

Cienfuegos’un bulunduğu lagüne, geniş bir kanaldan girerek içerisinde 6 mil boyunca kırmızı sancak işaretlerini takip ederek ilerledik. (Evet kırmızı

sancak dedim çünkü Karayiplerde bizdekinin tam tersine koy ve limanlara giriş sırasında sancağı kırmızıya, iskeleyi yeşile denk getiriyorsunuz.) Etrafta balıkçı teknesi çok, her yer misinalarla dolu, dikkat! Marinaya VHF 16’dan seslensek de hiç cevap vermediler, yaklaşınca bize uzaktan birileri el işareti yaptı da iskeleye yanaşabildik. Bir yetkili gelip sizden bütün evrakları alıp gidiyor sonra diğer ekip gelip tekneyi köpekler eşliğinde arıyor, daha sonra sağlık ekibi gelip ateşinizi falan ölçüyor, sorular sorup gidiyor. En az iki saat süren işlemler esnasında tekne ve teknedeki kişilerin Küba’da dolaşabilmesini sağlayan devletin size verdiği turist kartlarına epey bir para ödeyerek ülkeye girebiliyorsunuz. Üç kişi ve Outremer 55 katamaranın giriş işlemleri için yaklaşık 350 dolar ödedik. Para meselesine gelince Küba, Amerikan dolarını kabul etmiyor, tıpış tıpış devletin bankasına gidip dolar ya da euro’nuzu verip karşılığında Küba’nın turistler için yarattığı kendi parasının dışında CUC adı verilen (1 dolar: 0,87 CUC) para birimiyle değiştiriyorsunuz. Aksi takdirde ülkede hareket edemezsiniz. Parayı ödedikten sonra bize marinada yer yok dediler, biz de hemen marinayı çevreleyen dubaların dışına demir attık, bu arada Küba’da botunuzu hava kararınca denizde tutmanız yasak, sudan kaldırmanız gerek, hırsızlığa karşı değil sadece yasak olduğu için.

Merhaba yasaklar ülkesi Küba. Aslında günümüzde “Küba değişmeden gidin görün, kapitalizm ele geçirmeden gezin” tarzında genel söylemler var ama işin görünür tarafı pek de öyle değil gibi geldi bize. Küba’nın, Fidel Castro ve Che Guevara’nın 1959 devriminin ardından kapitalist dünyanın politik düşmanı haline geldiğini herkes bilir. Amerika’nın uyguladığı ambargoya karşı Fidel, sosyalist devrimi gerçekleştirince her şey devletin oldu. Devlet, halka birçok şeyi bedava sağlasa da insanların fakirliği üzücü. Marinada çalışan gümrük görevlisinin maaşı yaklaşık 20 dolar ve ülke sanıldığı kadar da ucuz değil. Aslında halkın açlık seviyesine geldiğini gören Fidel, karar alıp adayı turizme açmış ama halkın şu anki durumu buysa öncesini görmek istemezdim açıkçası. Özetle kasırgalar adasında yaşam zor.

Cienfuegos’da ne yapılır? Marina civarında bir bar ve bir yat kulübü var. Buradan yürüyerek şehrin merkezine gidebilirsiniz ama gerçek Küba’yı görmek istiyorsanız Cienfuegos’a 1 saat mesafedeki Trinidad şehrini (1950 Amerikan buick model araba ile kişi başı git gel 20 dolar) gidin gezin. Burası Küba’nın restorasyon çalışmalarının yapılmadığı en eski şehirlerinden biri. Hayat 1950’lerde donmuş kalmış gibi ama devlet kontrolünde Avrupalı yatırımcıların açtığı çeşitli restoran ve barlar var. Küba’da öyle her istediğinizi hemen bulamıyorsunuz. Devlet size interneti kendi kontrolünde veriyor; yani sadece belli noktalarda internet vericisi var ve saati 1 dolar. Altı devlet kanalı izlenebilen Küba’da Türk olduğumuzu öğrenen marina görevlisi bütün Orta ve Güney Amerika’yı saran Türk dizilerinden dolayı bize sempatik davranınca, televizyonda mı izliyorsunuz diye sorduk, meğer o da yasakmış onlar gizlice internetten indirip elden ele birbirlerine verip izliyorlarmış.

“Peşinden gidecek cesaretin varsa, bütün hayaller gerçek olabilir” diyen ünlü devrimci Che Guevara’nın, Cienfuegos’a iki saat uzaklıkta Bolivya’dan taşınan mozolesi, Santa Clara’da ziyaret edilebiliyor. Ayrıca adanın kuzeyine tekneyle gitmeyecek olanlar buradan Havana’ya da beş saatlik bir yolculukla gidebilirler.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.