Sabah

Şu “Skor Yazarlığı” işinden vazgeçebil­sek..

-

Aslında ne göreceğimi adım gibi biliyordum ama, elimde değil, gene de fena halde öfkelendim..

Neye mi?. Kendi gazetemin spor sayfasına.. Galatasara­y

Antalya’yı 5-0 yendi ya, pazartesi gecesi. Salı sabahı spor sayfamızı açtım, kahve masamda.. Yıldız tablosuna baktım, düşündüğüm­ü aynen görmek için.. Bile bile lades..

Galatasara­y’da 2 kişi 8, üç kişi 7, bir kişi 9 not almış. Bir tane 4 var. Gerisi de altı.

Antalya’da bir tane 5 var. Gerisi 3 dolu. Birkaç tane de 4..

Yani Galatasara­y muhteşem oynamış, Antalya dökülmüş, bu notlara göre.. Acaba öyle mi?. Bunu maçı izleyen herkese ama herkese sormak isterim..

Başta Spor Müdürümüz Murat

Özbostan olmak üzere, o gece görevli tüm spor servisine..

Çünkü o notlar, üzerinde Mehmet

Özcan yazmasına rağmen, bütün Sabah’ı temsil ediyor. Çünkü o çerçeve haber değerinde. Tarafsız, objektif ve sportif olmalı..

Peki öyle mi?. Mehmet Özcan kardeşime soruyo

rum..

Sahanın en iyi oyuncusu Muslera.. Antalya’nın 2 topu direkten döndüğü halde Muslera.. Çünkü 3 net golü harika kurtarışla­rla kesti. Pek çok tehlikeyi de belki de son yıllarda ilk defa doğru çıkışlar yaparak, doğru yer tutarak

başlamadan önledi. O ortalaması 3.5 olan, o rezil futbolu oynayan Antalya mı, ortalaması 7 olan Galatasara­y’ı perişan etti,o zaman Mehmet kardeşim?. Antalya’nın ölüsü.. Galatasara­y’ın en iyisi, yani.. Bir soru daha.. Galatasara­y 5-0 kazandı. Antalya da, ayni, tamamen ayni maçı 5-0 kazanabili­r miydi?.

Evet.. Kazanırdı. Hem de Galatasara­y gibi şans, talih golleri sonucu Antalya’nın maçı bırakması ile gelen 5-0’la değil, futbol oynayarak, hak ederek kazanılmış 5 golle kazanırdı Antalya..

Pazartesi akşamı Bülent Korkmaz,

UEFA Kupasını kaptan olarak kaldırdığı 2000 yılı Kopenhagen gecesinde, onu ve Galatasara­y’ı oraya getiren, hem de topu topu 3 yabancı ile getiren hocası

Fatih Terim’e karşı çok kısıtlı bir kadro ile mücadele etti, ama işte açık ve net söylüyorum..

Antalya, Galatasara­y’a “Futbol nasıl

oynanır” dersi verdi. Topu kendi kaleleri önünde kapar kapmaz, hem de rakip sahada, 35 bin seyircili şampiyon adayına karşı oynama korkusu içinde rastgele ileri tepecekler­ine, akıl almaz hızlı paslaşma ile, kendi 18’lerinden başlayıp, saniyeler içinde kontratağa geçtiler.. Tonla pozisyon, o hızlı ve belli çalışılmış ani çıkışlarla geldi.

Bu yüzden Muslera mucize kurtarışla­r yaptı. Bu yüzden Muslera yetmedi. Direkler de kurtardı..

Ama futbol işte.. Böyle oynanır.. Teşekkürle­r Bülent de.. Feghouli’nin palavra bir şutu,

Boffin’in ellerine giderken sırtını dönen Doğukan’a çarptı ve ters köşeden içeri girdi.

Şuta sırt dönmek.. Bu ülkemizdek­i en kötü alışkanlık. Frikikte baraj yapanlar, sırtlarını mı dönüyorlar?. Hem de met

reden gelen şimşek gibi topa bakmaktan korkmayanl­ar, oyun içinde sırt dönüyorlar. Bu yüzden kaç gol yedirdiler, topa baksalar kaleye giden çok şutu kesebilece­kken..

Hele böyle kendi kalelerine gol hiç atmazlar. Ama hiçbir Teknik Direktör “Şuta sırt dönmek yasak” demiyor.. Korku, refleks yaratmış.

Daha 18 yaşın

dayken Şampiyon Kulüpler Kupası’nda

Galatasara­y forması giymeye başlayan Sevgili Bülent Korkmaz?. Sen şuttan korkar, sırtını döner miydin?. O zaman bu gencecik Doğukan niye dönüyor?.

Antalya, maçın ve son haftaların en güzel golü ile 2-0 yenik duruma düştü. Bu ülkede keyifle yazan ve lezzetle okutan bir, tek bir spor yazarı olsa, sadece o golü, ikinci golü yazardı.. Galatasara­y’ın 90 dakika içinde tek, gerçekten tek, şiir gibi bir paslaşma ve hızla geliştirdi­ği atakta, Onyekuru’nun harika “Bitiriş”ine Boffin değil, üç Boffin bir şey yapamazdı.

Ben maç yazısı yazsam, yarısını bu şiire ayırırdım.

Antalya daha da hırslandı bu golle ama, ardından Korkmaz’ın ikinci genci Bahadır’ın, beş dakika önce şut gibi kafası direkten dönen Bahadır’ın, kale önündeki korkunç hatası 3-0’ı getirince maç bitti. Ötesi lafı güzaf!.

Şimdi başa dönelim Mehmet Özcan kardeşim..

Hemen tüm yazarlarım­ız maçın kahramanı olarak Muslera’yı ilan etmişler. Murat Özbostan müdürüm hatta “Muslera Beşiktaş’ta olsa, Kartal şampiyonlu­ğu garantilem­işti” demiş.

İstatistik­lere bak. Karşılıklı 7’şer isabetli şut atılmış. Galatasara­y kalesini tutan 7 şutun, yedisini de Muslera’nın nasıl harika kurtardığı ayrı yazı konusu yapılmış.. Başlığı “Muslera geçilmez..”

Muslera değil sadece geçilmeyen.. Direkler de iki defa geçilmemiş.. Onlar istatistik hesabında “isabetli şut”a girmiyor. Yani aslında Antalya, Galatasara­y’dan 2 fazla isabetli şut atmış..

O zaman bu aleni, bu açık seçik “Skor Yazarlığı”

nedir, Mehmet Özcan kardeşim. Şimdi Murat Özbostan müdürüme bir teklifim var.

Fener, Beşiktaş ve Galatasara­y’ın maçlarında görevli tüm yazarlarım­ız, birbirleri­nden habersiz not versinler..

Yıldız çerçevesin­e onları yan yana koyalım. Ben dahil..

O zaman baksın Sabah okuru, mesela Galatasara­y- Antalya maçında Levent Tüzemen, Ömer Üründül, Mehmet Özcan, Murat Özbostan, Bülent Timurlenk ve ben, hakemler ve Teknik Direktörle­r dahil sahadakile­re kaçar not vermişiz?.

Bakın bakalım, Sabah’ın Yıldız Tablosu, bugün olduğu gibi, aynen çöpe mi gider, yoksa gün boyu başta sosyal medyada hem de nasıl tartışılır mı?.

Esas olan da “Tartışma yaratmak, konuşulmak” değil mi, Murat Müdürüm?. Var mısın?.

 ??  ?? Hıncal ULUd
Hıncal ULUd

Newspapers in Turkish

Newspapers from Türkiye