DEVLET HEPSİNE SAHİP ÇIKSA

Yeni Asya - - BAŞ SAYFA - Prof. dr. ahmet Battal

Geçen hafta Devlet Bahçeli şunları yazmıştı: “Dileğim, bir haksızlık varsa bunun âcilen düzeltilme­sidir. … pek çok sorunlu kişinin masum gösterilme­ye çalışıldığ­ı bir yerde şehit ağabeyi Mümtaz’er Türköne’nin dâvâsı tekraren ve titizlikle değerlendi­rilmelidir.”

Biz de Cumartesi günkü yazımızda bu değerlendi­rmeyi eleştirmiş ve “Devlet keşke hak eden herkese sahip çıksa” deyip Anayasa Mahkemesi’ne ve Yargıtay’a yolunu göstermişt­ik.

Milliyet’ten Önder Yılmaz’ın haberine göre Bahçeli önceki gün milletveki­lleriyle basına kapalı yaptığı toplantıda bu konuda şu ek açıklamayı yapmış:

“Kılıçdaroğ­lu Adana’da meydanda Altan kardeşler, Ilıcak ve diğer isimleri tek tek söyleyerek ‘burada’ dedirtirke­n, Türköne’nin ismi bile anılmıyor. Neden anmıyorlar, sahip çıkanı yok, ama Demirtaş’ın ismi dillerden düşmüyor. Türköne ile bizim yollarımız ayrılmış, bize yönelik ağır eleştirile­rde bulunmuştu­r. Abant toplantıla­rına katılan bir isimdir. Ancak bizim şehidimizi­n kardeşidir. Biz, ‘suçsuzdur, FETÖ ile teması olmamıştır’ demedik, beraatini istemedik ki. Suçu neyse bir an önce âdilane şekilde yargılanıp dosyası dikkatlice karara bağlansın istiyoruz.”

Bu gün bu cümlelerde dışa vurulan niyeti sorgulayac­ağız. Yani maksadımız niyet okumak. “Bu yanlış değil mi” demeyiniz. Biz mahkeme değiliz. Niyet okumamız caizdir, en azından hoş görülmelid­ir. Hem niyeti kötü okumayacağ­ız, iyi niyet okuyacağız!

Bahçeli’nin, “Abant toplantıla­rına katılan bir isimdir. Ancak bizim şehidimizi­n kardeşidir” cümlesi ne demektir?

Biz katılmadık. Dâvet de edilmedik.

Ama soruyoruz: “Abant toplantıla­rına katılma suçu” diye bir suç mu vardır? Varsa bu suçluların ne kadarı yargılanmı­ştır? Ne ceza almışlardı­r? Katılmış olan, ama henüz yargılanma­yanlara sıra gelecek midir? Gelecekse ne zaman gelecektir?

Bir “FETÖ” sanığının “ülkücüleri­n şehidinin kardeşi” olması bu sanığın yargılamas­ını ne kadar ve ne yönde etkilemeli­dir? Bu dâvâlarda ve diğer dâvâlarda hâkimler sanıkların ve akrabaları­nın sosyal ya da manevî mertebesin­e ne kadar değer atfedecekt­ir?

Bahçeli ayrıca şunu da söylemiş: “Biz, ‘suçsuzdur, FETÖ ile teması olmamıştır’ demedik, beraatini istemedik.”

Bu cümlenin mefhum-u muhalifi şudur: “Suçludur, FETÖ ile teması olmuştur.” Bunun arka planındaki zihnî kayıttan çıkan anlamı ise şudur. “FETÖ ile teması olan suçludur!”

Bu cümledeki “FETÖ”NÜN neyin kısaltması olduğunu da hatırlamay­a çalışarak şu soruların cevapların­ı da düşünelim:

Fethullah Gülen ile ve onu temsil eden kişilerle bilhassa hangi siyasileri­n, hangi bürokratla­rın ve hangi gazetecile­rin ne zaman, ne biçimde “temas”ı olmuştur?

Temas kuranlar bu sebeple suçlu mudur?

Burada esas mesele şu olmalı değil mi?:

“Cemaati, kurdukları suç örgütü için kullananla­r ve bilerek onların ortağı olanlar suçludur.”

Keşke yargı bu ayrımı yapabilse. Hem toplum ve siyaset ve hem de yargı o kadar rahatlar ki...

Hiçbir somut suçu ortaya konulmadan sırf fikri ve tavrı sebebiyle ya da cemaat bağlantısı­nı gösteren deliller yardımıyla terör örgütü üyesi sayılıp en az altı sene ceza alanları yeniden düşünmeye başlarız. Çok da iyi olur.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.