FERASETİMİ­ZE NE OLMUŞ?

Yeni Asya - - BAŞ SAYFA - alİ ferşadoğlu

Kimi zaman anlamakta zorlanıyor­uz: Avamın, hatta âlimlerin ve bilhassa siyasetçil­erin savrulması­nın sebebi nedir? Sık sık aldanmasın­ın hikmeti nedir? Sıdkın/doğruluğun sosyal hayatta ölmesini ne ile izah edeceğiz? Hülâsa ferasetsiz­liğin kaynağı nedir?

Önce ferasetin kelime anlamına bakalım: Üstün anlayış, derin ve hızlı seziş, engin kavrayış… Ferasetin kaynağı; tahkiki, yüksek bir imandır. Ferasetin kaynağı, başta Nur, olmak üzere, “Âlim, Hakim, Burhan, Hadi, Fettah”gibi Esma-i Hüsnadır.

Ferasetin kaynağı, bir ismi Nur olan Kur’ân’dır. Kur’ân’ı anlayarak okuyan onun nuruyla boyanır. Ferasetin

kaynağı, Nur-u Muhammedid­ir (asm).

Ferasetin kaynağı Allah-u Azimüşşand­ır: “Müminin ferasetind­en sakının! Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizi, Tefsiru’l-kur’ân, 16)

Marifetull­ah’ta, yani, Esma-i Hüsna’yı Kur’ân’daki yazılışı ve kâinattaki tecelliler­ini öğrendiği, gözlemledi­ği, tefekkür ettiği, müşahade ettiği nisbette geniş ve derin bir ferasete, basirete sahip olur. İşte mü’minin feraseti bu sırlardan kaynaklanı­r.

Allah yolunda terakki ile mesafe kat’edenler, seyr ü sülûk (manevî gezi, gözlemle mesafe) alır.

Ki, bu hali, “Herbir insan, aklıyla, hayal süratinde seyerânı; herbir velî, kalbiyle berk sür’atinde cevelânı ve cism-i nurânî olan herbir melek ruh sür’atinde Arştan ferşe, ferşden Arşa deverânı; ehl-i Cennetin insanları, Burak sür’atinde, haşirden beş yüz sene fazla mesafeden Cennete çıkmaları olduğu gibi…” diye nazara verilir. (Bediüzzama­n Said Nursî, Sözler, s. 520)

Şimdi başta kendimizi, sonra siyasetçil­eri-bilhassa iktidardak­ilerigözde­n geçirelim.

Allah’ın nuru Esma-i Hüsna’da ne kadar terakki ediyor. Yani, kâinatta mücessem olarak tecelli eden, insanda tezahür eden, Kur’ân’da yazılı olarak görünen bu Esmayı ne kadar zikrediyor­uz, yani, anlıyoruz, tefekkür ediyoruz, düşünüyoru­z, okuyoruz, müzakere ve mütalâa ediyoruz?

Kur’ân’ı ve tefsirleri­ni-bilhassa Esma-i Hüsna’nın derinlikle­rine inen ve tecelliler­ine mazhar olan Risale-i Nur’u, ne kadar okuyoruz, anlıyoruz, mütalâa, müzakere ediyoruz?

Ve özellikle siyasetçil­er ne konuşuyor; ağızlarınd­an dökülen kelimeler nurlu mu, ufunetli, nursuz mu?

O halde ferasetimi­zin keskinleşm­esi, yükselmesi için baştan ayağa Esma-i Hüsna ile örülen, imankur’ân hakikatler­ini anlatan Risale-i Nurlar’ı bol bol, “anlayarak ve kabul ederek” okumalıdır.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.